Elif Sezen

 

 

the night is pregnant

poem ending with three of Rumi’s lines

 

Elif Sezen

 

They… guards of a familiar earth

dismissing the familiarity of soil

in a sky where kites get caught in electric wires

in our hands                 and in our hands

they pass from a street

where ‘in’s explode

they call both purple and black

they either die and re-awake

they are so-called joking

 

But what happens if this game bothers me…

will this poem end?

or shall I put new flowers in the vase?

or I shall dream of a beyond-world Africa

I shall go down to this dark’s depth

once again

this time I shall see another wolf

yes I shall love him               too

(I shall enjoy my murder)

 

I will leave these balloons

so colour diffuses everywhere

we will disappear in our own beauty

but this poem still won’t end

pen will

so does paper

I have prepared myself for what’s happening

we always knew that

they never existed

never passed from that street

we were still lost in the rose-scented air

were getting lost in the night

getting lost in the blue

we were saying

this is enough

wherever this beauty leads us

just let it happen’

 

The street was aching

even the city was aching

it was just before we departed

how strange it was!

 

Something should be said

something hasn’t been said

the night bird stood still          —that sky!

 

But light forgives

light of trees

expects us to gently surrender

and says:

 

“Don’t disintegrate            don’t!

remember:

The night is pregnant”*

.

.

.

 

 

 

 

(TURKISH version)

Gece Gebedir

 

Elif Sezen

 

Onlar…tanıdık bir yerkürenin bekçileri gibi

toprağın tanıdıklığını yok sayıyorlar

uçurtmaların elektrik tellerine takıldığı gökyüzünde

ellerimizde                  ve ellerimizde

‘İç’lerin patladığı sokaktan geçiyorlar

hem moru çağırıyorlar hem siyahı

onlar bir ölüp bir diriliyorlar

sözde şaka yapıyorlar

 

Ama bu oyun canımı sıkarsa ne olacak…

bu şiir bitecek mi?

yoksa vazoya yeni çiçekler mi koymalıyım?

ya da dünya ötesi bir Afrika düşlemeliyim

şu karanlığın dibine yeniden inmeliyim

bu kez başka bir kurtla karşılaşmalıyım

onu da sevmeliyim                evet

(öldürülüşümün tadını çıkarmalıyım)

 

Bu balonları salacağım gökyüzüne

ki her yeri renk bürüsün

kendi güzelliğimizde yok olacağız

ama bu şiir hala bitmeyecek

kalem bitecek

kağıt ta bitecek

ben zaten kendimi hazırladım olacaklara

biz zaten hep biliyorduk

onların hiç varolmadığını

o sokaktan hiç geçmediklerini

hala o gül kokulu havada yitiyorduk

gecede yitiyorduk

mavide yitiyorduk

‘bu kadar yeter’ diyorduk

‘bu güzellik bizi nereye götürecekse götürsün artık’

 

Sokak inliyordu

şehir bile inliyordu

tam biz gitmeden önceydi

ne de tuhaftı!

 

Bir şey söylenmeliydi

bir şey söylenmedi

gece kuşu öylece kalakaldı         -ya o gök!

 

Ama ışık affedicidir

ağaçların ışığı

sessizce teslim olmamızı bekler

ve der:

 

“Sakın parçalanma            sakın

unutma:

Gece gebedir”*

 

 

 

* Mevlana Rumi, Divan-i Kebir, Vol.7, Turkey Is Bank Culture Press, Istanbul, 2007

 

 

Follow us on LinkedIn